Başkalarının Kadınları
- yavuzsiskolu
- Aug 4, 2022
- 3 min read
Her tanışma bir hikaye yaratımıdır. Karşılaşma esnasında taraflar birbirlerini tanımlarlar: Kişi kendisini tartar, sınıra oturtur ve karşı tarafa aktarır. Benzer biçimde “karşı” tarafı algılar, onun imgesini oluşturur.
Bu noktadan sonra zihinde bir işaretçi tutulur. Tanıştığınız kimsenin temsil ettiği değerler bütünüyse işaretçi tarafından ayrılmıştır. Bu kişinin adı aslında sadece işaret eder, geri kalan tüm bilgilerse zihnin kurgucu yönüne kalmıştır. Tanışma esnasında tercih ettiğiniz sözcükler, takındığınız tavır ve sonrasında gösterdiğiniz tutum karşı tarafça yansıtma unsuru olarak kullanmaya açıktır.
Homo Sapiens’in sosyalleşme tarzı, mekan ve rastgelelik unsurlarıyla platform oluşturmak üzerine kurgulanmıştır. Mekanın uygunluğu kişiyi tanışmaya hazırlar, karşınıza çıkan kişinin bir önceki sosyal çevrenizden olmamasıysa yeterli kredibiliteyi sağlar. Nitekim geçmişi, huyları veya idealleri hakkında hiçbir şey bilmediğiniz birine telefon numaranızı vermezsiniz fakat işyerinizdeki mesai paydaşınıza veya spor salonunda denk geldiğiniz kimseye bu erişimi sağlayabilirsiniz.
Tıpkı bir süre sonra falanca toprak parçası üzerinde hak iddia edecek filanca devletin tutumumda olduğu gibi, Homo Sapiens’in sosyal ilişkilerinde de gerekçelendirme erişilebilirliği önceler: “Sizin” olmayanı tanımlayabilmeniz için ilgili alana köprü atabilmeniz ve düzenli geçişi sağlayabilmeniz gereklidir. Saniyeler içerisinde karar verilip dakikalar içinde kurulan bu köprü sıklıkla bir telefon alışverişi, sosyal medya üstünden takipleşmek düzeyinde kalır.
Zihnin kurgucu tarafı erişimin sağlanması kadar köprünün kurulmasında da öncüdür, çünkü her etkileşim aynı zamanda bir yatırım problemidir. Ergenlik dönemi gündeminizle 30 yaşınızdayken ve hayatınıza seyir irtifası verememişken yaşadığınız gündem aynı değildir. Bu sebeple her tanışma, arka planda sürekli seyreden bir ihtiyaç listesi üzerinden konumlanır. Bilhassa sosyal statü kazanımına olanak sağlayacak ilişkiler içinse “uygunluk” kavramı gözetilir.
Tanışılan tarafın “dolu” olmadığına karar kılınması ataerkil yapılanmış toplumların iktidarsız kimselerindeyse karşı tarafın iletişime geçilebilir olduğu düşüncesini doğurur.
Erkeği hedefe ulaşan, kadını hedef kılan anlayışın özü haksız olsa dahi toplum nezdinde meşruiyet sahibidir. Uygunluk sorusunun özünde değersizleşme vardır: Tanışılan kişi başkasının mıdır? Kurgucu bu noktada paradoksa yol açar. Kişiyle tanışmanın yollarını ararken şüphesiz merak, bir miktar da ilgi vardı ki köprü kurmak ve yatırım yapmak için zahmete girmişti. O halde kişi birisiyle beraberse hedef bir başkası mı olur, yoksa bu kişi izleme listesine mi alınır?
Y kromozomu bu noktada bizi “her ikisi de” seçeneğini işaretlemeye itecektir. Nitekim problem tanışma değil, kadının metalaşmasının modern yaşamda kılıf değiştirmesinden ibarettir. Ailesinin iç içeliği ve zihninin tekilliğinin sıkışmışlığındaki pek çok erkeğin temel problemi yaşantısızlık ve yaşanmamışlıktır. Bir yandan “hiç değilse bir şeyler yaşamanın” bastırması, bir taraftan hiçbir şeyden tatmin olmayan bir annenin gözleminden kurtulma isteği tanışma başlatıcının bilinçaltından sürekli tetikleme yaratır.
Markete giren çocuk ilgilendiği ama alamayacağı oyuncaktan nasıl vazgeçer? Dikkatini dağıtacak başka bir hedef veya oyuncak görmesi gerekir. Seyir irtifası sağlayamamış yetişkinler bunu farklı hedeflerle tanışarak, bir yandan da izleme listesini sosyal medya üzerinde gözlemleyerek (veya beğenerek, etkileşimde kalarak) sürdürür. Her iki durumda da tanışma başlatıcı yalnızlığını başka kimselerde genişletecektir.
Peki tanışma esnasında atanan işaretçiye ve onun gösterdiği alana ne olur?
Erkek için esasen “alan” uygun, belirli kriterleri sağlayan, erişilebilir kadını tanımlıyordu. İşaretçi ise herhangi bir addan ibaretti, dolayısıyla adın değeri sürekli değişebilir konumlandı.
Karşı cinsin “dolu, kullanımda” olduğu anlaşılırsa işaretçi ileride tekrar değerlendirilmek üzere hükümsüz bırakılır fakat sürekli gözlenir. İğdiş edilmiş erkeklik böylelikle tekdüze insanda vücut bulur: İnsanı sahip olunacak nesneye indirger, ilgi duyduğu varlığın aidiyeti olduğuna kanaat getirdiğindeyse bir sonraki uygunluk anında su yüzüne çıkmak üzere sazlıkların arasına gizlenir.
Problem erişimin oluşmasıdır. Var olan en büyük sorunsa tanışmalardaki hikayeciliktir. Karşılaşılan kişinin arka planını oluşturmaya çalışmak zayıf kültürel motiflerle birleşir, modern hayvanın yalnızlığıysa konuşulacak konu bulamamasıyla taçlanır.
İnsanlar üstlerine hayallerinizi boyayabileceğiniz tuvaller değillerdir.
En azından Baxter Dury’nin “Other Men’s Girls” şarkısı bana bu yazıyı hissettirir…





Comments