top of page

İlişki Kurmak

  • yavuzsiskolu
  • Jul 31, 2022
  • 2 min read

Updated: Sep 6, 2022

İnsanın sosyal bir hayvan olduğu tanımının en önemli dayanağı Homo Sapiens’in ilişki kurma becerisinde yatar. Gerçekten de günü değerlendirme tarzımızın büyük çoğunluğu sosyalleşmeye bağlıdır. Gerek tarım toplumu gerekse avcı-toplayıcı toplumlar için de sosyal grupların fonksiyonelliği vazgeçilmezdir.


Şehirleşmeyle beraber artan izolasyon ve geniş sınıfsal kitlelere dağılmış bireylerin kendilerini sorgulamalarıysa modern insanın ilişki kurma tarzını tekrar dönüşmeye zorlamaktadır.


Belirli yaş aralıklarında toplumsal kabul görmüş kimlik rollerinin yeni yetişkinler tarafından tekrar üretimini mecbur kılan klasik yaşam döngüsü modern dünyada yeni pazarlama stratejilerine ihtiyaç duyuyor. Bu sebeple kısıtlı hayal gücüyle türetilen her yeni fantezi (örneğin evden çalışma, dijital göçebelik) öncelikle aileler üzerinden pratikleşmeye itiliyor. Oysaki sorunun kökeni 2 kişinin varlıklarını tek potada eritip oluşturdukları ortak yaşam yanılgısında yatmaktadır.


Bir skala düşünelim. Bunun bir ucundaki insan soyut düzlemde uçuşan bir düşünce bulutu iken diğer ucundakiyse ihtiyaçları doğrultusunda hareket eden bir hayvan olacaktır. İnsanın benliğini oluşturmasını sağlayan unsur, kendiliğinden ürettiği ilişki kurma becerisinde yatar. Kişi ancak böylelikle mevzubahis skalanın ortasına konumlanacaktır.


Modern dünyanın oyuklarına konumlanarak hayatta kalan kimselerin kişisel geçmişleriyse yaşanmamışlıklarla doludur. İnsan kendisini mütemadiyen gözlemleyerek deneyimleyemez; fakat modern Animal Laborans için cinsellik dahil her mahrem bir başkasının gözlüğünden geçerek deneyimlenmek durumundadır.


Kişi kendisini tanımladığı alanı sürekli gözler, böylelikle kendisini mahkum, benliğini ise gardiyan kılar. Anlaşılmamış kimliklerle hayatlarını sürdüren kimseler bu sebeple partnerlerinin ilişki kurma tarzlarını önce kısıtlarlar, sonrasında zedeleyip tümden engellerler. Neticede günümüzdeki toplum oluşur: Ne istediğini bilmeyen ve hareket gücü kalmamış bir yığın.


Beyaz yakalı yetişkin kreşlerinde herhangi bir kişisel gelişim kursuna maruz kaldığınızda önce kendinizi eğitmeninize tanıtmanız istenir. Burada yaşıtlarınızın kendilerine ayrılan 45 saniyeyi dahi kullanamadıklarını gözlemlersiniz. Günlük uğraşılarını yalnızca “çocuk ve aile” ile kısıtlayan, mesleki hedeflerini açıklamaktan aciz veya büsbütün cümle kuramayan yetişkinlerle beraber olduğunuzu fark edersiniz.


Böyle ortamlarda bulundukça çoğu yetişkinin kendi kendisinin kurbanı olduğunu anlarsınız. Nitekim insanın kişiliği farklı ilişkiler kurma becerisi kadar zenginleşebilir. Bu sebepten ötürü iş insanlarının kimileri bayağı kimseler olsalar dahi kurdukları bağlantılarla yapabileceklerinin sınırını genişletebilirler.


Modern düşünürler de soyut kavramlarla ilişki kurma becerileri doğrultusunda isimlerine görkem katarlar. Rene Magritte “İmgelerin İhaneti” eserini resmeder, Michel Foucault ise düşünce dünyasının sınırsız gücüyle “Bu Bir Pipo Değildir” yorumunu getirir.


İlişki kurma tarzınız hastalıklıysa Magritte’in eseriyle Foucault’nun zihnini özgürleştirdiğini, ona ilham verdiğini düşünürsünüz. Gerçekse Foucault’nun zihninin harekete geçmeye her daim hazır olmasından ibarettir. İmgelerin İhaneti, işleyen bir zihnin filtresinden geçip keskin bir form almıştır.


İlişki kurabilme becerisi yaş aldıkça gerilememesi gereken, hayati bir yetidir. Nasıl ki insan koku duyma yetisini kaybedince tat alma duyusunu da yitirirse, benzer şekilde ortak paydası bulunmayan kimselerle ilişki kurma becerisi gerileyen kimse de yavaşça fakat emin adımlarla beyin ölümüne doğru yol alır.


Mahrem çevrenizdeki insanlar sizin yeni ilişkiler kurmanızın önüne geçtiği ölçüde bitkisel hayata geçişiniz hızlanır. Modern insanın bir başkası için arkadaşlık tayin etme, birlikte zaman geçirme ve benzeri boyunduruk altına alma talebiyse ancak benlik olarak tanımladığımız bilinç alanının dışına çıkılarak anlaşılabilir.


Kimliğimiz yıkıldığı ölçüde başkasıyla olan ilişkimizin içinde eriyebiliriz ve nihayetinde yekun oluruz: Tüketim talepleri kestirilebilir, tercihleri planlanabilir, demografik yapıdaki yeri belirli olan kılçıksız ve tahmin edilebilir kimseler bütününün yeni üyesiyizdir.


Filmi izlenebilir, müziği dinlenebilir, hayatı da değerli kılansa deneyimlerinizin doğru olmasından ziyade kendi doğrularınızı deneyimlemenizdir. Kişi ancak bu biçimde benliğiyle kendisini bütünleştirerek kimliğini anlatabilir.


Kimliği oluşmamış varlığın kuracağı “ilişki” ise bir sosyal medya bağlantısı oluşturmaktan ibarettir.

Recent Posts

See All

Comments


bottom of page