top of page

Vazgeçilmiş Yaşam

  • yavuzsiskolu
  • Jul 20, 2023
  • 3 min read

İnsanın kendisine edeceği en büyük ihanet akarı kokarı olmayan, uzayıp kısalmayacak bir hayatın peşine düşmektir. Yaşadıklarının sonrasında korkularıyla yüzleşmeden, düşüp dirseklerini incitmeden, dizleri kanamadan yaşanacak bir hayatın peşine koşmayı isteyenler için yazdım.


İstifanın fantezisi, istifanın önüne geçer: Daha önce bir firmadan veya ilişkiden istifanızı verdiniz mi? Peki bu sürece hazırlanışınız nasıldı? Çektiğiniz acıların intikamını mı aldınız, yoksa geçirdiğiniz sürede yaşadıklarınıza sünger çekip “allahaısmarladık” mı dediniz? Eğer ilk grupta iseniz en azından egonuza karşı samimisiniz demektir. İkinci gruptaysanız sizi oldukça sönük bir yaşam bekliyordur veya sorunlarınızı ileriki bir noktada patlamak üzere bastırmış olabilirsiniz. Her halükârda yalnızca kısıtlı süreliğine rahatsınız demektir, nitekim ayrılıklar çabuk bayatlar. Asıl olan sürdürebilmektir.


Fotoğraflar yakılmak, mesajlar silinmek, anılarsa kendini unutmak için değildir : Şu anda hayatta olmayan bir sevdiğim bir keresinde radyodan Ahmet Kaya çaldığında ve ben ağlamaya başladığımda “bırak süzülsün, ama üzüntüyle ağlama” demişti. Bu edepten nasibini almamış kibrin duygusal strese karşı tek tip bir yanıt aradığı aşikar: Gözyaşlarınla beraber unut ki bir daha canın acımasın. İnsanın acısını çekerek baş edemeyeceği duygusal deneyimleri vardır. Halletmek için bir kaşık suda boğduğumuz, aslında yine kendimizden ve sevdiklerimizden başkası değildir.


İnsan zamanla ancak kendisini öldürür: Sorunlarınızın çözümü için zamana yayılmış duygusal değişimi istemek, temelde halkın kendi kendine evrimleşeceğini varsaymaya benzer. 2023 seçimlerine giderken toplumun ekonomik buhranı göz önüne alarak farklı tercihlerde bulunacağı iyimserce varsayılıyordu, oysa genel netice değişmedi. O halde “zaman” neye yaradı? Bana sorarsanız zaman, şu kısa yaşamımızda dibine düşeceğimiz ağacı taşlamaya değmeyecek bir fenomenden ibarettir. Kör gözünü açtığında ilk evvela bastonunu atarmış. 27 yıl annenizle kavga ettikten sonra aslında annenizden farksız olduğunuzu idrak ederseniz sizin de ilk tepkiniz kendinizde farklılaşma yaratmak olacaktır. “Değişebilmek” için “zamana” ihtiyacınız vardır. İçinizdeki suçluyu ancak bu şekilde öldürebilirsiniz. Geçmişinizi ancak huzursuzluk verecek bir imge haline getirirseniz şu anda bulunduğunuz konumu haklı çıkarırsınız.


Hayatı doğru bir şekilde yönetmek, sürecin kontrolünün kaybedildiğini gösterir: Yaşamınız belirli bir doğrultuda gelişse de geleceğinizi mekanik bir süreçmişçesine planlayamazsınız. Hayatınızda önceden var olmamış şeyler meydana gelecektir, dolayısıyla “yaşayabilmeniz” için alışılagelmiş otoritenin dışına çıkmanız gerekmektedir. Sağlıklı bir yaşamda sıklıkla “kontrolü kaybetme” hissiyatını yaşarsınız, mühim olan bu belirsizliği kesinliğe çevirmek arzusundan ziyade içinizde uyanan hislerle barışık biçimde yaşayabilmeyi başarmak, yanıldığınızı kabul etmektir.


Açıklanabilir bir hayata sahip olmak: Tüm seçimlerinizi çevrenizdekilere açıklayabilmek durumunda mısınız? Peki açıklayamadıklarınızdan ötürü kendinizden nefret mi edeceksiniz? Yaşam karmaşası içindeki bir hatamız da yaşamımızı ileri taşımak için gereken hayal gücümüzü mantıksal kurgularımızla takas ederek kendimizi bir yere oturtmak isteğimizde yatar.


Klişe bir hayat yaşamak için sıradan zaferlerinizden dönmeyin: Eğer Napolyon değilseniz başardıklarınızın arkasından milyonlar koşmayacaktır; bu da demektir ki başardıklarınız ancak basitçe anlaşılır şeylerse kamuoyundan destek görecektir. Kişisel zaferlerinizi kendinizi mağlup ederek almadığınızı bilmelisiniz. Aşama kaydetmek için geçmişinize sırt çevirmek veya onunla herhangi bir kabulleniş ilişkisine girmek zorunda değilsiniz. Zaferlerinizi reddederek sağlıklı bir gelecek oluşturamazsınız.


İradenizin gücü tutkularınızın zayıflığından gelmesin: İstekleri zamanında yerine gelmeyince hevesi kaçan kimseler vardır. Bu insanlara göre bir güzellik ancak onun ilk etapta gerçekleşmesi beklenen zamanda meydana gelmelidir; aksi takdirde durumun kontrolü kaybedilmiştir. Onlar istediğinde dönmemiş talihin içine tükürürler. Bu durum bir narsist kısırdöngüye işaret eder. Bir insan, bir proje, bir fırsat sizin için değerini neye göre kazanır? Siz bir güzelliği yaşamak mı istersiniz, yoksa istediğiniz koşulun istediğiniz zamanda gerçekleşmesini mi istersiniz? Çoğu insanın “onurlu” bir hayat yaşaması esasen yalnızca başka bir yolun mümkün olduğunu bilmemesinden veya kendisini keşfetmeye cesaret edememesindendir. İradenin kendisi tutkularının peşinden gidebilmek yetisidir, tıpkı Voltaire’in Cahil Filozof’ta gerçekleştirdiği özgürlük tanımı gibi “Özgürlük dilediğini istemek gibi temelsiz bir kavram değildir, o sadece harekete geçebilme yetisinden ibarettir”.


Çoğumuz mutlu olmak için kendimize yalan söyleriz.

Kazanamadığımız her mücadeleden kendimizi geliştirerek çıktığımıza inanırız.

Sorunsa özümüzü reddettiğimiz gerçeğinde yatar.

Hayat bir vazgeçişler tarihçesi değildir…

 
 
 

Recent Posts

See All

Comments


bottom of page